banner62

FDG’den "4 Mayıs, Dersim Tertelesi” ve 84. yıl anma açıklaması

FGD tarafından 4 Mayıs’a ilişkin yapılan açıklamada, “Devletin etkili bir şekilde özür dilemesini, 4 Mayıs’ın Tertele, yani “Roza Şae (Kara Gün)” günü olarak ilan edilmesini talep ediyor ve bekliyoruz” denildi. İşte açıklamanın tamamı…

Yeni Dersim
Yeni Dersim
05 Mayıs 2021 Çarşamba 16:23
FDG’den "4 Mayıs, Dersim Tertelesi” ve 84. yıl anma açıklaması

 “4 GULANE ROZA XOVİRİARDENA ‘38İYA TERTELE´NİN 84. YILDÖNÜMÜ”

4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu toplanır ve “Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Bakanlar Kurulu Kararı” çıkarılır. Bu karar Dersim Terletesi’nin resmi belgesidir. İmha ve sürgün süreci açısından bir başlangıç teşkil eder.

Federasyonumuz, iki yıllık bir ön çalışmadan sonra 6 Mart 2010 tarihinde Almanya’da “TERTELE KONFERANSI” gerçekleştirdi. Dersim Dernekleri Federasyonu DEDEF’in tam desteği ve Dersim halkından geniş bir kesimi temsil eden katılımcılarla birlikte “4 Mayıs” tarihi, “Dersim ‘38 Tertelesi’ni Anma Günü” olarak kabul edildi. 

Bu karar Dersimliler ve dostları nezdinde kabul gördü. Bu deklarasyondan sonra 15 Kasım idamlarının yıldönümü anmalarının yanı sıra, 4 Mayıs TERTELE günü de Federasyonumuz ve bileşenleri tarafından düzenli olarak anıla geldi. Bu anma programları derneklerimizin yanı sıra, Avrupa ve özellikle Almanya’da parlamentolar, üniversiteler, sendika ve kiliseler gibi kamu kuruluşları nezdinde kamusal alanlara taşındı… 

Böylece Dersim Terletesi’ni daha bilinir kılmaya çalıştık ve bu alandaki mücadelemizi hala sürdürüyoruz. Bunları yaparken tabi ki yüzümüz Dersim’e dönük oldu. Türkiye metropollerindeki Dersim örgütlenmeleri ile sıkı diyaloglar içerisindeyiz...

2009 yılından itibaren Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza ve arkadaşlarını andık, mezar yerlerini sorduk. Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce insanın sürgün edildiği, yüzlerce köyün boşaltılıp yakıldığı, yüzlerce çocuğunun kaybedildiği bu gerçekle Devletin yüzleşmesi için çok yönlü çalışmalar yürüttük ve yürütmekteyiz.

Dersim’de toprağa kefensiz düşen on binlerce insanın hatırası dünyanın dört bir yanına dağılmış olan biz Dersimlilerin kalbini hala acıtmaktadır. Bu acının hakikatleriyle yüzleşilmesini, 84 yıl sonra olsa dahi bu vahşi katliamın yaraları sarılsın istiyoruz. 

Bunun için de “Mahkeme kayıtlarının” açıklanmasını, faillerinin gıyaben de olsa yargılanmasını, asılan Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin belirlenmesini, sürgün edilen ve evlatlık verilen çocukların belgelerinin açıklanmasını, devletin etkili bir şekilde özür dilemesini, 4 Mayıs’ın Tertele, yani “Roza Şae (Kara Gün)” günü olarak ilan edilmesini talep ediyor ve bekliyoruz. 

4 Mayıs 2021 

Metin BOZDAĞ
Başkan
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)

Bu, “4 Mayıs” günü sebebiyle FDG, Avrupa’da bazı etkinlikler düzenledi. Bu etkinliklerden biri FDG’nin düzenlediği “4 Mayıs, Dersim 1937-38 Tertelesi 84. Yılı Anma Programı” adlı interaktif bir paneldi.

Bu panelin konuşmacı ve moderatörlüğünü Dicle Akar yaptı. Panele konuşmacı olarak ABD’den Clark Üniveristesi’nden Tarih Böl. Öğr. Gör. Prof. Taner Akçam, Ankara Üniversitesi İletişim Fak. Öğr. Gör. Prof. Bedriye Poyraz, Almanya Köln Ün. Kültürler Arası Eğitim Böl. Öğr. Gör. Doç. Dr. Hıdır Eren Çelik ve FDG Genel Başkanı Metin Bozdağ katıldılar.

Proğrama ayrıca FDG İtikat Kurulu Başkanı Turabi Karabulut , 1937-1938 Tertelesi’nde hayatını kaybedenlerin ruhları ve anıları için bir mum yakarak gülbeng ve dualar okudu. Ayrıca müzisyen Gulê Mayêra ise bir deyiş-ağıt okuyarak programa katkı sundular.

*

"4 Mayıs" Konulu Panelde moderatör ve katılımcılardan kısa kısa:

  • “Hakikatleri dile getirdikçe travmalarımız iyileşecektir…” Dicle Akar.

- "Dersim'i, Dersim'in acısını, Dersimlilerin yaşadıklarını anlamadan, öğrenmeden, yüzleşmeden toplumumuzun ruh sağlığına kavuşması olanaksız gibi görülmektedir. Yaşadıklarımızı öğrenip anlamak için hep birlikte çalışmalı ve acılarımız üzerinden de konuşmalıyız. Hakikatleri dile getirdikçe travmalarımız iyileşecektir.

Dersim Tertelesi'nden sağ kurtulan ve geçen yıl Hak'ka ugurladığımız canım babam, onun gözleri önünde diri diri yakılan elli dört akrabası ve görüşme yaptığımız yaşlı teyze ve amcalarımızın tümünü dinlemek, yaşadıklarını paylaşmak boynumuzun borcu olsa gerek.

Bu temelde, hakikat yolunda yapılan her çalışma, ama-sız, fakat-sız desteklenmelidir. Bugünün anlamı ve önemi sebebiyle ben, size bol hakikatlı ve az travmalı günler dilerim..."

  • ”1937-38 Dersim Soykırımı, bu ikinci büyük depremin en büyük dalgasıdır…” Taner Akçam.

- "Bizim tarihimizin iki büyük depremden oluştuğunu düşünüyorum. Büyük iki deprem yaşadık ve hala da yaşıyoruz. Birinci büyük deprem dalgası; 1878 ile 1924 arasındadır. Bu depremde Anadolu coğrafyasında yaşayan yüzde 25-30 civarında Hıristiyan nüfus yok edilmiştir. Kıyaslamak için söylüyorum; düşünün, Bir sabah kalkıyorsunuz Türkiye’de yaşayan tek bir Kürt ve tek bir Alevi kalmamıştır.’

İşte ‘Cumhuriyet’ böyle bir vahim deprem üzerine kurulmuş ve biz bugün kalkıp, ‘Ooo, biz bu Cumhuriyet’i kurduk diye sevgiyle anıyoruz!’ Bu birinci büyük depremin en önemli dalgaları 1894-97 Ermeni ve Süryanilerin öldürüldüğü katliamlardır. Bu dönemde Anadolu coğrafyasında yaklaşık yüz bin ile üç yüz bin Hıristiyan öldürülmüştür.

İkinci büyük dalga 1909’dur; yirmi bin civarında Ermeni öldürülmüştür. Üçüncü büyük katliam dalgası bir Soykırım’dır; 1915-18 arasıdır. Ağza alınması dahi zor; bir buçuk milyon civarında Rum, Ermeni ve Süryani öldürülmüştür. Dile kolay; Anadolu’da Cumhuriyet kurulduğunda bu ülkede yaşayan nüfusun aşağı yukarı yüzde otuzu bu şekilde yok edilmiştir.

Daha sonra Cumhuriyet döneminde 1934 Trakya Olayları, 1942 Varlık Vergisi, 1955, 6-7 Eylül Olayları; bunlar artçı depremlerdir ve 2007 yılında Hırant Dink’in öldürülmesi de bu artçı depremlerin en sonuncusudur.

  • “1937-38 Dersim Soykırımı, bu ikinci büyük depremin en büyük dalgasıdır…”

Cumhuriyet kurulduktan sonra da ikinci büyük deprem oldu. Ben bu ikinci büyük depremin, hala sürmekte olduğunu düşünüyorum. 1937-38 Dersim Soykırımı, bu ikinci büyük depremin en büyük dalgasıdır. Buna isteyen 1921 Koçgiri Kırımı’nı da ekleyebilir. 1937-38 de katledilenlerin rakamlarını kimse bilmemekle birlikte, aşağı yukarı elli bin civarında Dersimlinin katledildiğini düşünmekteyiz. 

  • “Çoğulculuğu esas alan, hafızayı ve hatırlamayı esas alan, bir yarın için çalışalım…”   

‘Cumhuriyet’ dediğimiz, sorunlarıyla içinde yaşadığımız devlet, Dersim gibi büyük acıların ürünü olarak kuruldu. Bu toprakların Rumu, Ermenisi, Süryanisi bugün yoklar; çok acı çektiler. Bugün hala Dersim, Dersim'den sonra Aleviler, Kürtler ve solcular olmak üzere, bu topraklarda hala insanlar acı çekiyorlar. Çok acı çekildi ve hala da çekiliyor.

Onun için bir daha bu acıların yaşanmaması için biz; ‘çoğulculuğu esas alan, hafızayı ve hatırlamayı esas alan’, bir yarın için çalışalım. Dersim'i ve Soykırımı, orada hayatlarını kaybetmiş insanları hatırlamak, güzel bir gelecek için şart ve gereklidir..."

*

  • “Dersim ve Dersimliler; Osmanlı coğrafyasında, ama inanç olarak Safevi coğrafyasına yakın hisseden, iki arada bir derede kalıp sıkışmış bir coğrafya ve bu coğrafya üzerinde yaşayan bir halk topluluğudur…” Bedriye Poyraz.

- “Dersim meselsini anlayabilmek için ta Osmanlı dönemine bakmak ve Osmanlı ile Dersim ilişkisini anlayabilmek gerekiyor. Bu açıdan baktığımızda Dersim’in şöyle bir ‘özgün’ durumu var: ‘Safevi ve Osmanlı coğrafyası arasına sıkışmış garip ve tuhaf bir coğrafyadır.’ Coğrafya olarak Osmanlı toprakları içerisinde; ama inanç olarak Safevi inancına daha yakın hisseden bir coğrafya ve bu coğrafya üzerinde yaşayan inançta bir halk topluluğudur.

  • “Dersim, Osmanlı için hep bir ‘içerideki düşman’ muamelesi gördü…”

Bu sebeple Dersim; Osmanlı için tarih boyunca hep bir tür ‘içerideki düşman’ olarak muamele görmüştür. 1848’den itibaren de Osmanlı için Dersim’in Kızlılbaş-Alevi kimliği aykırı ve ciddi bir tehdit olarak algılanmıştır.  Bu temelde ve bu bakış açısıyla Dersim’e yönelik olarak çok sayıda raporlar düzenlenmiş ve askeri harekâtlar icra edilmiştir.

  • Dersim 1938 birden bire olmuş bir olay değildir…”

Dolayısıyla ‘Dersim 1938’ birden bire olmuş bir olay değildir. İnsanlık için böylesine vahim olan bu olayı bilmek ve kavramak için bunun ‘background’unu (arka plan-geçmişini) bilmek gerekiyor. Bu geçmişinde en az on bir tane askeri harekât var ve en az otuz iki tane hakkında rapor düzenlenmiş ve çok sayıda çıkartılmış yasa vardır.

  • 1935 Tunceli Kanunu; bir bölgeye özel çıkartılan en vahim yasalardan biridir…”

Mesela bunlardan biri Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan ‘1925-Şark Islahatı Planı’, bir diğeri,  ‘1927-doğu bölgelerinden batı batıya insanların göç ettirilmesi yasası’,  ve çok iyi bildiğimiz, valinin olağanüstü yetkilerle donatıldığı ‘1935 Tunceli Kanunu’ var.

  • 4 Mayıs” kararları, Derism’de yapılacak olan Soykırım’ın anahtarı ve dilidir…”

Ve daha da önemlisi, bir karar alıyorlar ve bugünü özel olarak anmamızın da günü olan ‘4 Mayıs’ta Bakanlar Kurlunda Dersim ile ilgili bir karar alınır. Cumhurbaşkanı M. Kemal’in de katılımıyla Dersim’de yapılcak olanlara dair kararlar alınır. Bu karar önemlidir; keza Dersim’de neler yapılacağı, bunun planlı bir şeklide açıkça bir Tertele, bir Soykırım olarak uygulamaya konulacağını, biz bu kararın maddelerinde okuyup açıkça görebilmekteyiz…” 

*

  • Bugün Almanya’da iki yüz otuz bin Dersimli, Avrupa genelinde ise dört yüz bin sayısını aşan bir Derismli yaşamaktadır…” Hıdır Eren Çelik.

“Ben de Soykırıma uğramış bir ailenin torunuyum. Dedemin amcası ve oğlu 1938’de Mazgirt’te ailesiyle kurşuna diziliyorlar. Dedem ise 1937’de Erzinacan’a götürülüp askere alınır ve kendisinden bir daha haber alınmaz. Dedemin mezar yeri için müracaat ettiğimiz halde, bize bir cevap verilmedi.

1961 yılında Almanya ve Türkiye arasında bir işgücü anlaşması yapıldığında Dersim’den yüzlerce insan Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya işçi göçü olarak geliyor. Dersim’de evela 1961-63 yılları arasında Almanya ve Avrupa’ya on binlerce insan ekonomik nedenlerle göç eder. Dersim coğrafyasından Avrupa’ya göç, birkaç ana dönem halinde gerçekleşmiştir.

Birinci dönem, 1961-73 dönemidir. Bu dönemde, Dersim’den Avrupa’ya ekonomik nedenlerle on binleri aşan bir nüfus işgücü olarak göç ederek çalışmaya gelmiştir. 1973 Ekonomik Krizi’nden sonra da Dersimlilerin bir kısmı yine ekonomik sebeplerle aile bireylerini de Avrupa’ya getirmeye başladılar.

Türkiye’deki siyasi-politik dalgalanmanın etkisiyle 1980’lere gelindiğinde ise, Dersim’den ekonomik sebeplerle elli-altmış bin insan Avrupa’ya gelmiş durumdaydı. 1980 ile 1990’lara arasında ikinci büyük siyasi-politik göç dalgasıyla Avrupa’ya aile birleşimi çerçevesinde Dersim’den çıkıp Almanya ve Avrupa’ya gelenlerin sayısı yüz binleri aşmıştır.

Türkiye Devlet İstatistik Araştırma Enstitüsü istatistik verilerine göre bugün Almanya’da hali hazırda iki yüz otuz bin ve Avrupa genelinde dört yüz yetmiş bin Dersimli yaşamaktadır. Göç, aslında ekonomik şartlar sonucu gerçekleşse de Dersim’den ekseri olarak siyasi-politik göç yaşanmıştır…”

  • Haber derleme: Asmên Ercan Gür

aliyedemeniz@hotmail.com

Son Güncelleme: 21.05.2021 22:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Munzur Ali 2021-05-06 00:23:27

Dersim 1938 kırımında hayatını kaybeden canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.Anıları yaşayacakltır...Ma xo vira nekemi..Ma vir dere..Unutmadık..Unutmayacağız...Zulüm ile abad olanların akıbeti berbad olur..