banner62

Yaptığım eleştirilerin yanlış anlaşılmaması için baştan not düşeyim.

Dernekler/vakıflar "Cenazelerimiz camiden, kiliseden kaldırılmasın“, "Cenaze, hayır yemeği vb. hizmetleri yapacağımız mekanlarımız olsun", "Bir araya geleceğimiz, çocuklarımızın tanışacakları yerlerimiz olsun", "Bizim de bir mekanımız olsun" gibi tamamen pratik nedenlerle kuruldular ve çok önemli hizmetler yaptılar.

Binalar alındı, devletler tarafından tanındılar, Alevilik dersleri okullarda okutuldu. Denebilir ki başta ortaya konulan hedeflere önemli ölçüde ulaşıldı. Pek çok yönetici fedakarca hizmet verdi, vermeye devam ediyorlar. Amacım bu fedakar insanlar üzerinden bir tartışma yaratmak değil, dernek üzerinden inanç temsiliyeti olur mu sorusunu tartışmak istiyorum.

Gelinen noktada Alevilerin dernek/vakıf üzerinden örgütlülüğü reforme edilme zorunluluğu açığa çıkmıştır. Mevcut yapı Aleviliğin genetiğini değiştiren, tarihine yabancı, dokusuna uyumsuz adımların atılmasına zemin hazırlıyor. Dernek örgütlülüğüne karşı değilim, onlar üzerinden inanç temsiliyeti pratiklerinin yanlışlığına dikkat çekmektir.Zorunluluktan girilen bu yolun, büyük bir yol kazasına yol açmak üzere olduğuna tehlikesine dikkat çekmektir.

 1. Dernekler her ülkedeki dernekler yasası'na göre kurulur. Açılmasınada, kapatılmasınada, kural ihlaline de bir memur yada hakim karar verir. Edebiyatı, felsefesi, tarihi, teolojisi ile kadim Alevilik bir dernek / federasyon çatısına sığdırılabilir mi? Kaderi bir memurun inisiyatifine teslim edilebilir mi?

2. Derneklere isteyen herkes üye olabilir. Örneğin Alevi derneklerine ateist, musevi, hıristiyan yada bir sünni de üye olabilmesinin önünde her hangi bir engel yoktur. Üye olan herkesin seçme ve seçilme hakkı bakidir. Teorik olarak bunlardan biri dernek başkanı seçilebilir -ki pratikleri vardır-. Bugünkü sistemde seçilen kimse "Aleviliği temsil" edebiliyor. Seçilen dernek yönetimi piri atıyor, kimin Cem bağlayacağına dahası cemi nasıl yapacağına karar veriyor. Mürşit, pir, rayver ve talip el-ele, el-Haqa düsturu bozuluyor. Bir hiyerarşi oluşturuluyor ve bu hiyerarşinin tepesine dernek/federasyon başkanı yerleştiriliyor. Teorik olarak ateist, Hıristiyan, Musevi yada Sünni olabilecek dernek başkanı pirlerin üstü oluyor beğenmediğine dernek yasağı koyuyor, disipline veriyor, hizmet etmesini engelliyor. Dernekler, federasyonlar, Ocaklar ve Dergahlar üstünde bir kurum olarak konumlandırılıyor.

3. Dünyada inanç temsiliyeti inanç hizmetini meslek olarak yapan ve inancı yaşam felsefesi yapmış kimselerce yapılır. Derneklerin yönetimleri her iki yılda bir değişiyor. Uzmanlaşma birikim sağlama olanağı asla yoktur.

4. Dernekler dayanakları yasa gereği yalnızca üyesi olan kimseleri temsil ederler. Seçme de seçilme de ancak üye topluluk arasında yapılabilmektedir. Bir örnek vermek gerekirse Düzgün Bava Derneği diye bir dernek kuruluyor ve isminden ötürü sanki mübarek Düzgün Bava bu dernek tarafından temsil ediliyor, yada bunlar atanmış algısı yaratılmaya çalışılıyor. Her yıl yüz binlerce insanımızın ziyaret ettiği Düzgün Bava bir dernek yada 20 - 30 üye üzerinden temsil edilebilir mi?

Soru şudur; Teolojisi, edebiyatı, tarihi, sanatı ile kadim Alevilik bir derneğin çatısı altına sığdırılabilir mi? Dernek örgütlülüğü üzerinden inanç temsiliyeti Aleviliğin genetiğinin değiştirilmesine nasıl zemin hazırlıyor? Alevi inanç temsiliyetinde dernek, vakıfların görev alanları neler olmalı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vengdar 2022-03-26 00:19:32

DÜZGÜN değil,

DUZGIN, DUZGIN, DUZGIN.

BU DEZGEH, TEZGEH, TEZGAH tan gelme!